Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
temperature controlled
pontifice
expend profusely
current coin
indelicately
peridídimo
specified purpose
Hydrostatic compression
sign off
eingewachst
extended attributes
soft radiation
Gubernator
required accuracy
symbolising
coherence width
forfeited game
marimbas
Gales
Superioritätskomplex
be based in ...
keep options
whalehead
decade box
describe something
be so
Geçmiş
Cümleler
"be so"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Konuşma Dili
1
Konuşma Dili
be so
f.
izni olmak
2
Konuşma Dili
be so
f.
yapabilmek
3
Konuşma Dili
be so
f.
öyle olmak/yapmak
"be so"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 115 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
be so cynical about something
f.
kuşkuyla karşılamak
2
Genel
be so blinded by anger
f.
gözü kararmak
3
Genel
be so pleased to
f.
çok memnun olmak
4
Genel
be so kind as to
f.
lütfetmek
5
Genel
be a weave of so many things
f.
her tarakta bezi olmak
6
Genel
be so sad
f.
çok üzülmek
7
Genel
be so affected by something that one can't think of anything else
f.
dünyayı gözü görmemek
8
Genel
be so few one can count them on the fingers of one hand
f.
parmakla gösterilmek
9
Genel
be so bold as to do something
f.
(bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
10
Genel
be so bold as to do something
f.
(bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
11
Genel
be getting so into the idea
f.
fikre ısınmaya başlamak
12
Genel
be so blinded by anger
f.
öfkeden gözü kararmak/dönmek
13
Genel
be so affected by something that one can't think of anything else
f.
gözü başka hiçbir şeyi göremeyecek kadar bir şeyden etkilenmek
14
Genel
so be it
ünl.
öyle olsun
15
Genel
so be it
ünl.
olsun
16
Genel
let it be so
ünl.
öyle olsun
17
Genel
so be it
ünl.
olursa olsun
İfadeler
18
İfadeler
if this be so
expr.
eğer bu böyle ise
19
İfadeler
if I may be so bold
expr.
haddimi aşmak istemiyorum ama
20
İfadeler
if I may be so bold
expr.
haddimi aşmak istemem ama
21
İfadeler
if it be so
expr.
hadi öyle diyelim
22
İfadeler
if it be so
expr.
hadi oldu diyelim
Konuşma Dili
23
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
baştan aşağı (saçma) olmak
24
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
çok (zor, karışık) gelmek
25
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
sadece (isimden) ibaret olmak
26
Konuşma Dili
be not so much (something) as (something else)
f.
(bir şey) olmaktan çok (başka bir şey) olmak
27
Konuşma Dili
be not so much something as something
f.
bir şeyden çok bir şey olmak
28
Konuşma Dili
be not so much something as something
f.
bir şey olmaktan çok başka bir şey olmak
29
Konuşma Dili
be not so much (something) as (something else)
f.
(bir şeyden) çok (başka bir şey) olmak
30
Konuşma Dili
be not so much (something) as (something else)
f.
(bir şey) olduğu kadar/olmasının yanı sıra (başka bir şey) de olmak
31
Konuşma Dili
be not so much something as something
f.
bir şey olduğu kadar/olmasının yanı sıra başka bir şey de olmak
32
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
(bir şeyden) ibaret olmak
33
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
(bir şeyden) başka bir şey olmamak
34
Konuşma Dili
be so much/many (something)
f.
tamamen (bir şey olmak)
35
Konuşma Dili
be so much/many something
f.
bir şeyden ibaret olmak
36
Konuşma Dili
be so much/many something
f.
baştan aşağı bir şey olmak
37
Konuşma Dili
be so much/many something
f.
tamamen bir şey olmak
38
Konuşma Dili
be so much/many something
f.
bir şeyden başka bir şey olmamak
39
Konuşma Dili
be it so
expr.
olsun
40
Konuşma Dili
be it so
expr.
öyle olsun
41
Konuşma Dili
so be it
expr.
peki öyle olsun
42
Konuşma Dili
so be it
expr.
hadi öyle olsun
43
Konuşma Dili
so be it
expr.
(o halde) öyle olsun
44
Konuşma Dili
and so it shall be
expr.
bu şimdiye kadar hep böyle oldu
45
Konuşma Dili
and so it shall be
expr.
bundan sonra da böyle olacak
46
Konuşma Dili
don't be so tight on me
expr.
fazla yüklenme bana
47
Konuşma Dili
(one) should be so lucky
expr.
(eğer gerçekleşirse) kendini şanslı say
48
Konuşma Dili
(one) should be so lucky
expr.
olması pek mümkün değil
49
Konuşma Dili
(one) should be so lucky
expr.
olması çok zor
50
Konuşma Dili
(one) should be so lucky
expr.
(birinin) işi şansa kalmış
Deyim
51
Deyim
be able to take only so much
f.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
52
Deyim
be able to take just so much
f.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
53
Deyim
be on the say-so of (someone)
f.
(birinin) iznine bağlı olmak
54
Deyim
be on (one's) say-so
f.
(birinin) iznine bağlı olmak
55
Deyim
be on (one's) say-so
f.
(birinin) sözüne bağlı olmak
56
Deyim
be on (one's) say-so
f.
(birinin) yetkisinde olmak
57
Deyim
be on the say-so of (someone)
f.
(birinin) yetkisinde olmak
58
Deyim
be on the say-so of (someone)
f.
(birinin) sözüne bağlı olmak
59
Deyim
be so bold (as to do something)
f.
haddini aşmak gibi olmazsa (bir şey yapmak)
60
Deyim
be so bold
f.
haddini aşmak
61
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
haddini aşıp (bir şey yapmak)
62
Deyim
be so bold
f.
cesur olmak
63
Deyim
be so bold (as to do something)
f.
haddini aşmayacaksa (bir şey yapmak)
64
Deyim
be so bold as to do
f.
haddi olmadan yapmak
65
Deyim
be so bold as to do
f.
haddini aşarak yapmak
66
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
haddini aşarak (bir şey yapmak)
67
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
haddi olmadan (bir şey yapmak)
68
Deyim
be so bold as to do
f.
yapacak kadar cesur olmak
69
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
(bir şey yapmaya) cüret etmek
70
Deyim
be so bold as to do
f.
yapmaya cüret etmek
71
Deyim
be so bold as to do
f.
haddini aşıp yapmak
72
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
(bir şey yapacak) cesareti olmak
73
Deyim
be so bold
f.
cüret etmek
74
Deyim
be so bold (as to do something)
f.
haddi olmadan (bir şey yapmak)
75
Deyim
be so bold as to do
f.
yapacak cesareti olmak
76
Deyim
be so bold
f.
cesareti olmak
77
Deyim
be so bold as to (do something)
f.
(bir şey yapacak kadar) cesur olmak
78
Deyim
be so bold
f.
cüret etmek/göstermek
79
Deyim
be so bold
f.
cesur olmak/cesaret göstermek
80
Deyim
so mote it be
expr.
inşallah
81
Deyim
so mote it be
expr.
inşallah öyle olur
Konuşma
82
Konuşma
since you say so it must be true
expr.
mademki siz söylüyorsunuz doğrudur
83
Konuşma
how can you be so sure?
expr.
nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
84
Konuşma
don't be so gullible
expr.
bu kadar saf olma
85
Konuşma
don't be so sure
expr.
çok emin olma
86
Konuşma
you seem so young to be a psychiatrist
expr.
bir psikiyatrist olmak için çok genç görünüyorsunuz
87
Konuşma
you seem so young to be a psychiatrist
expr.
bir psikiyatrist olmak için çok genç görünüyorsun
88
Konuşma
how did you get to be so good?
expr.
sen bu kadar iyi hale nasıl geldin?
89
Konuşma
you should be so lucky!
expr.
çok şanslı olmalısın!
90
Konuşma
don't be so modest
expr.
bu kadar alçak gönüllü olma
91
Konuşma
I will be so pleased
expr.
çok mutlu olurum
92
Konuşma
I would be so pleased
expr.
çok sevinirim
93
Konuşma
I would be so glad
expr.
çok mutlu olurum
94
Konuşma
I will be so glad
expr.
çok mutlu olurum
95
Konuşma
I would be so pleased
expr.
çok mutlu olurum
96
Konuşma
I would be so glad
expr.
çok sevinirim
97
Konuşma
I will be so pleased
expr.
çok sevinirim
98
Konuşma
I will be so glad
expr.
çok sevinirim
99
Konuşma
if I may be so bold
expr.
benim haddime değil ama
100
Konuşma
you shouldn’t be so selfish
expr.
çok bencil olmamalısın
101
Konuşma
I'm so thrilled to be here
expr.
burada olduğum için çok heyecanlıyım
102
Konuşma
don't be so hard on yourself
expr.
kendine bu kadar yüklenme
103
Konuşma
you must be so hungry
expr.
çok aç olmalısın
104
Konuşma
you must be so hungry
expr.
çok acıkmış olmalısın
105
Konuşma
don't be so childish
expr.
çocuk olma
106
Konuşma
how could I be so heartless?
expr.
nasıl bu kadar kalpsiz olabildim?
107
Konuşma
how can you be so sure?
expr.
nasıl bu kadar emin olabilirsin?
108
Konuşma
you can be so dumb sometimes
expr.
bazan böyle kaz kafalılığın tutuyor
109
Konuşma
you shouldn't be so impulsive at this age
expr.
yalnız bu kadar fevri olmak iyi değil bu yaşta
Ticaret/Ekonomi
110
Ticaret/Ekonomi
failure or failures to be so true and correct
i.
bu doğruluk şartına bir veya birden fazla noktada uyulmamış olması
Eski Kullanım
111
Eski Kullanım
if so be
bağ.
dahi
112
Eski Kullanım
if so be
bağ.
şayet
113
Eski Kullanım
if so be
bağ.
eğer
114
Eski Kullanım
if so be
bağ.
şayet ki
115
Eski Kullanım
if so be
bağ.
bile
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of be so
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy